Türkiye'nin En Büyük Android Platformu

En son konular

» Galaxy Ace II I8160'a Güncel Türkiye Kies Romu Nasıl Yüklenir [2.3.6 I8160XXLH4]
Perş. Ağus. 21, 2014 1:36 pm tarafından abucabbar

» Black Dark Lite Edition 2010 V2 - Emre90, 2010'un En Şık Lite Sürümü
Çarş. Eyl. 04, 2013 1:57 pm tarafından sondevrim55

» izzet Yıldızhan - Sen Deli Misin fuLL 2009 | 320 Kbps
Perş. Tem. 18, 2013 10:01 am tarafından milliyetci1979

» Install ClockworkMod Recovery on the LG GT540 Optimus
Ptsi Şub. 04, 2013 10:51 am tarafından Karakatil

» Root the LG GT540 Optimus
Ptsi Şub. 04, 2013 10:50 am tarafından Karakatil

» LG P503 Optimus One Root + Recovery
Ptsi Şub. 04, 2013 10:45 am tarafından Karakatil

» LG-970 CWM Ve Root Enjekte Etme!
Ptsi Şub. 04, 2013 10:40 am tarafından Karakatil

» LG Optımus 3D Max Root Yapımı
Ptsi Şub. 04, 2013 10:31 am tarafından Karakatil

» LG Optimus 4X HD'ye CWM Yükleme
Ptsi Şub. 04, 2013 10:27 am tarafından Karakatil

Tarıyıcı

Anahtar-kelime

RSS akısı


Yahoo! 
MSN 
AOL 
Netvibes 
Bloglines 

    ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK EĞİTİM TARİHİ

    Paylaş
    avatar
    Karakatil
    Admin
    Admin

    Mesaj Sayısı : 2424
    Kayıt tarihi : 04/07/09
    Yaş : 26
    Nerden : C/System32

    ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK EĞİTİM TARİHİ

    Mesaj tarafından Karakatil Bir Çarş. Kas. 25, 2009 3:24 pm

    ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK EĞİTİM TARİHİ
    I. ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK EĞİTİMİNE GENEL BİR BAKIŞ
    Atatürk dönemi Türk Eğitim tarihi TBMM’nin kuruluşundan Atatürk’ün ölümüne kadar, yani 1920-1938 yılları arasını kapsamaktadır. Bu dönemi de eğitim oluşumları, hareketleri ve inkılapları olarak ele almak zorundayız.
    Bu dönemi incelemeye geçmeden önce sarih bir süreç içinde oluşur felsefesinden yola çıkarak, bu dönemi hazırlayan etmenleri incelemeliyiz.
    Gerek Osmanlıların istemeleri gerek Batı ülkelerinin zorlamaları ve gerekse Avrupa’daki çalkantılardan dolayı, Osmanlı Devletine sığınan Batılı subayların çalışmalarıyla Osmanlılar önce askeri alandan başlayarak geleneksel doğu sistemini terk etmeye başladılar. (Ergün, 1997)
    Bu çalışmalar sonucunda Osmanlı Devletinde Tanzimat, I. Ve II. Meşrutiyet hareketleri meydana geldi. Bu aşamalardan sonra “Cumhuriyet” yönetim biçimine karar verilerek eğitim sistemi de ona göre şekillendi.
    Daha sonra 1924’de çözümlenecek tartışmalar neticesinde Hamdullah Suphi Bey’in başkanlığında, içlerinde Necati Bey’in bulunduğu 12 kişilik “Maarif Encümeni” kuruluyor. 1920 yılında TBMM’nin ilk Maarif Vekilliğine Rıza Nur Bey, Meclisçe seçiliyor. İstanbul da “Maarif Umumiye Nezareti” Ankara’da öğretmenleri kendi yanına çekmek isteyen “Maari Vekaleti” kuruluyor.
    Kurtuluş Savaşı döneminin en önemli sorunlarından biri de ilköğretim ve özel idarelerden maaş alan öğretmenlerin maaşı sorunuydu. Öğretmenlerin maaşı her vilayetin “Muhasebe-i Hususiye” adlı özel bütçesinden verilirdi. İdare-i Hususiye-i Vilayet Kanunu’na göre her vilayetin tahsildarları halktan vergi toplarlar ve kendi sınırları içinde çalışan memurlara maaş verirlerdi. (Ergün, 1997) Bunun dışında “Hisse-i Maarif” denilen ilkokul, öğretmen okulu ve idadi öğretmenlerinin maaşları verilirdi.
    Savaş dönemi maaşını alamayan öğretmenler türlü fedakarlıklar yapması da bir sonuç vermeyince, Mecliste bir açıklama yapan Rıza Nur Bey, bu sorunun bütçe yetersizliği ve özel idare memurlarının kastinden olduğunu ve bu maaşları vermeyen memurların belirlenip Bakanlığa bildirilmesini istemiş ve sekiz maddelik yasa tasarısı hazırlamıştır. Bu dönemdeki bir diğer önemli sorun ise 1920 Aralık’ında, sultanilerin lağvedilip yerine idadilerin kurulmasıdır. Bu da orta öğretim sürecinin iki yıl kısaltılıp kısaltılmaması sorunudur.
    Hamdullah Suphi Bey eğitim politikasında bazı değişiklikler yaparak bazı yüksek okulların ve sultanilerin dışından bütün ilk ve orta öğretimin amacının “işçi” yetiştirmek olduğunu belirtiyordu. Ve bu dönemdeki en önemli etkinlik 1921 Maarif Kongresi olmuştur.
    A. 1921 MAARİF KONGRESİ VE ÖNEMİ NEDİR?
    14 temmuz 1921’de Ankara’da toplanan Maarif Kongresi yurdun her tarafından gelen 250’den fazla erkek ve kadın öğretmeni bir araya getirmiştir. Kongreyi Mustafa Kemal cepheden gelerek açmış ve çok önemli bir açış konuşması yapmıştır. Ayrıca öğretmenlerin teker teker elini sıkmıştır. (Akyüz, 1997)
    Mustafa Kemal’in kongreye açtığı ünlü açış konuşmasından bazı önemli bölümleri şunlardır: Mustafa Kemal Kongreden “Türkiye’nin milli maarifini kurmasını” ister ve “milli maarifi” açıklar: “şimdiye kadar takip olunan tahsil ve terbiye usullerinin milletimizin gerileme tarihinde en önemli bir etken olduğu kanaatindeyim. Onun için bir milli terbiye programından bahsederken, eski devrin batıl inançlarından ve doğuştan sahip olduğumuz özelliklere hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden Doğudan ve Batıdan gelebilen tüm etkilerden tamamen uzak, milli ve tarihi özelliğimize uyumlu bir kültür anlıyorum” demiştir. Bu konuşmasıyla öğretmenlerin gelecekteki kurtuluşlarımız olduğu vurgulanırken, ele alınan başlıca konular ise ilkokul ve orta öğretim programları ve köy öğretmeni yetiştirilmesidir. Köy öğretmeni yetiştirilmesi problemini derinlemesine incelemeye çalıştığımızda;
    Köye göre öğretmen yetiştirmenin köy eğitiminin gelişimi ve buna paralel olarak ülkenin sosyal ve ekonomik kalkınması bakımından önemli, Cumhuriyetin ilanından sonra da sık sık ele alınmıştır. Nitekim İkdam gazetesi başyazarı Ahmed Cevdet 1924’te, bu noktaya temas ederek, köy öğretmeni yetiştirme meselesinin acilen ciddi bir şekilde ele alınmasını isteyecekti. (Ahmed Cevdet “Köy Mektepleri Muallimliği” İkdam, 14 Ağustos 1924) buna istinaden Ali Haydar (Taner) köy öğretmen okulları kurulmasını teklif etmiştir. 1925 yılında Türkiye’ye gelen Almanya Ticaret ve Sanayi Bakanlığı müşaviri Dr. Alfred Künhe ise; MaarifVekaletine sunduğu raporda ayrı köy öğretmen okulları kurulmasına gerek görmeyerek mevcut ilk öğretmen okullarında Ziraat eğitim ve öğretimine daha fazla önem verilmesini yeterli görüyordu. (Öztürk, 1996) 1926 yılından itibaren Mustafa Necati Bey’in önderliğinde çalışmalar başlatılsa da onun ölümüyle son bulmuştur.
    Kurtuluş Savaşı döneminde azınlık ve yabancı okulların durumuna baktığımızda ise, yalnızca Aydın ve Bursa illerinde 652 Rum okulu ve 91568 öğrenci bulunduğunu iddia etmekle beraber, Yunanlılar o yıllarda Anadolu’daki tüm okulların sayısının 2228, öğrenci sayısını 187577, öğretmen sayısını da 4930 olarak gösterirler.
    Bu verilerden de çıkarabileceğimiz sonuç; Rum ve Yunanlıların Türklerin kendilerine tanıdığı eğitim ve öğretim hakkını, Türkiye’ye karşı propaganda amacıyla kullanmıştır. Rakamlar abartılı olmasına rağmen o yıllarda Anadolu’da çok sayıda Rum okulu ve öğretmeni bulunuyordu. Bu dönemdeki en önemli unsur, Kurtuluş Savaşının kazanılması için halkın eğitilmesi gerekiyordu. TBMM hükümeti, öğretmenlere, aydınlara, bazı isyan bölgelerinde, isyancıları doğru yola getirmek için kurulan nasihat heyetlerinde ve daha genel olarak, halkı Milli Mücadelenin amaçları hakkında aydınlatmaları amacıyla görevler verilmiştir. Halkı eğitmenin ana amacı halkı milli dava yolunda bilgilendirmek, birleştirmektir.
    Bu dönemin ilk ve orta öğretiminin düzenlenmesi için 1921 yılı ortalarında vekalet, bir yasa tasarısı hazırlamıştır. Bu tasarıya göre:
    o İlkokullar altı yıldan dört yıla indirilip, bu dört yıl sonunda bir yıl da isteğe bağlı öğretim yapılacaktı.
    o Köy bünyeli işçi mektepler kurulacaktı.
    o Orta öğretimde ilköğretim gibi dört yıl olacaktı.
    Anadolu’da yüksek öğrenimin, üniversitenin temeli Maarif Vekaleti, 3 Aralık 1921’de başlanılmasını planladığı “Ali Dersler” programının Bakanlık Özel Kalemine yaptırılmasıyla başlanmıştır.
    Bu dönemlerde eğitim alanında bir çok değişiklik olmasına rağmen Bakanlığın merkez örgütü, 1923 yılında, İ. Safa Bey’in başkanlığı sırasında yeniden kurulmuştur.
    B. BİRİNCİ HEYET-İ İLMİYE
    Bakanlığın Maarif Heyet-i İlmiyesi’nin 15 Temmuz 1923’te başlayan toplantısı, hazırlık dönemi Cumhuriyet eğitiminin en olumlu çalışması, Maarif Şuralarının bir çeşit başlangıcıdır. Artık cephe savaşı kazanılmış, eğitim savaşına başlanacaktır. Burada Türkiye’nin bütün eğitim sorunları inceden inceye konuşulmuştur.
    Birinci Heyet-i İlmiye toplantısı sonucu kurumları temsil etmek amacıyla üyeler seçilmiş ve birçok alanda incelemelerde bulunmuştur.
    15 Temmuz 1923’te başlayan heyetin ilk toplantısında Safa Bey yaptığı konuşmada ”son düşman askerinin denize dökülmesinden itibaren bütün güçlerin eğitime çevrildiğini ve ülkenin “hakiki kurtuluş”unun eğitimden beklendiğini vurgulamıştır. (Heyet-i İlmiyenin İlk İçtimaı”, Hakimiyet-i Milliye Gaz., 16.7.1923, Öymen, H.R. “Cumhuriyetin İlk Devrimci…”
    birinci Heyet-i İlmiye, Tevhid-i Tedrisatın ilk basamağı olabilecek aldığı bazı karalar şehit çocuklarını himaye eden Darüleytamlar ve askeri okulları ancak bakanlık inçiyle açılabilecektir. İlköğretim sonrası tamamlama sınıfları ve mesleki idadiler Bakanlığa bağlanacaktı. Alınan karlar şunlardır:
    • İlköğretim 6 yıldır.
    • Maarif Vekaleti’nden başka bakanlıklar ilköğretim yaptıramaz. Yabancılar dahil bütün özel okullar Maarif Vekaleti’nin denetimi altındadır.
    • Küçük köyler için seçilecek yerlerde “Leyli Köy Mektepleri” (Yatılı bölge okulları gibi) kurulup gezici öğretmenler tahsis edilecek.
    Hazırlık ve kuruluş dönemindeki bunca çalışmalardan sonra belirli bir eğitim zihniyeti oluşmaya başlamıştır. Türk eğitiminin günümüzde dahi devam eden o zamanki sorunlarını şu şekilde sıralayabiliriz: Öğretmen, para, genel eğitim yasası, eğitim örgütü, belirli bir eğitim politikası ve prensiplerin ve hatta sistemlerin bulunmayışı şeklinde sıralayabiliriz.
    Genel itibariyle cumhuriyet dönemi eğitiminin temel özellikleri şunlardır:
    • Dönemin siyasal, ekonomik, hukuki, kültürel değişmeleri gerçekleştirildiğinde toplumun yüzde onu bile okur-yazar olmadığı için bunların kitlelere benimsetilmesi ve kökleşmelerinde eğitiminin bulunabileceği rol her zamankinden fazla anlaşılmış ve eğitime bu nedenle önem verilmiştir. (Akyüz, 2001)
    • Atatürk “Başöğretmen” ünvanıyla ders verip sayısal bakımdan önemli gelişmeler sağlamıştır.
    • 1924’te çıkartılan Tevhid-i Tedrisat (Öğretim birliği) kanunu ile tüm okulların Maarifvekaletine bağlanmasıyla medreseler kapatılmış, böylelikle eğitimin laikleştirilmesi ve demokratikleştirilmesi sağlanmıştır.
    • Tarih ve dil konularında milli bir amaca yönelmeye başlanmakla beraber bu hedef doğrultusunda 1 Kasım 1928’de Latin harfleri kabul edilmiştir.
    • İlkokul öğretmenlerin maaşları 1948’den itibaren devlet bütçesinden ödenmeye başlanarak köy için eğitim ve öğretmen konusunda önemle durulmuştur.
    • Halk eğitimine, eğitim bilimlerine, eğitim sorunlarına ve milli eğitim politikası gibi pek çok konuda kararlar alınmıştır.

    C. EĞİTİM BAKANLIĞI ÖRGÜTÜ
    1923 yılından itibaren Türk eğitim örgütünde tartışılan Maarif Mıntıkaları 1924 yasa tasarısıyla da yer almış ve 1926 yasasıyla uygulamaya geçen örgütün şeması şu şekildedir.




      Forum Saati Ptsi Eyl. 25, 2017 3:08 pm